İçe Vurum

İçe Vurum

Kendi kendime konuşmaktansa, sözüm meclisten dışarı demek istedim

Gidiş

Pazar, Hazirane 8, 2008

Birkaç ay kaldı sadece gitmeme. Bunu bilmek hem iyi hem kötü aslında. Gideceğini bile bile kalmak saçma ve can sıkıcı. Ama gideceğini bilmek aynı zamanda özgürleştirici. Her istediğimi her içimde kalanı yapmak istiyorum. Aynı hayalini kurduğum ölmeden önceki konuşmam gibi; sevdiklerim etrafımda, ne düşündüğümü neler yaşadığımızı konuşmak, tartışmak, vedalaşmak… O kadar çabuk ve arsızca istiyoruz ki hayattan bir şeyleri, bu bendeki “gitmeden yaşayayım” arzusu da aynı. Sanki geri dönmeyecekmişim gibi, sanki bir daha bir şeyleri söylemeye fırsatım olmayacakmış gibi bencilce ve ısrarla bir şeyleri yaşama ısrarı. Her şeyi çabucak halletme, tüm katarsislerimi aynı anda yaşama ihtiyacım. Bu kadar aceleci olmak aslında bana öğretilen bir şey, nerde bir ölümlü kalımlı film görsem hep aynı mavrayı duymadım mı zaten; “hayat kısa tadını çıkar juli!”. Peki çıkarsın hayatın tadını jüli de bunun sonu nereye varacak? Her yapmak istediğimiz herkes için doğru olabilir mi? Benim vedalaşma sırasında söyleyeceğim (itiraf edeceğim) bir iki şey vardır tabi ki, ama bunu o insanlar iyi veya kötü anlamda hak ettiler mi? Hakettilerse bile bu benim haddime mi? Değil elbette. Juli hayatın tadını çıkarsın, ben gitmeme 2 ay kala bunları hissetmemeye çalışıyorum. Kaybedecek bir şeyim yoksa geri durmuyorum (geri durmak çok garip bi lafmış) ama limit koymak lazım sanırım. Her şeyi bitirip gidersem döndüğümde boşlukta kalabilirim elbette. Bunu fark etmem bile aslında ne kadar yalnız olduğumuzu hatırlatıyor bana şu sıralar; geri dönünce yalnız kalmama korkusu. Hepimiz aslında ölümden değil, ölünce yalnız kalmaktan veya yalnız ölmekten korkmuyor muyuz ölesiye? İşte tam da bu noktada insanın içgüdüleri devreye giriyor. Öleceğini bilmek bile yeterli hayvani davranışlar sergilemek için. “Hemen anlatayım vaktim kısa” tutumu gitmesem bile pek çoğu kez karşıma çıktı. Ben de yaptım elbette farkına bile varmadan, bir telaş bir acele koşup durdum haybeye. Tabakhaneye çok olmasına rağmen duygusal orgazmların içinde boğulma isteğim yüzünden başıma ne belalar açtım şimdiye kadar. Bu sefer saçmalamamak lazım, tutmak lazım, bazı şeyleri beraberinde götürmek lazım, her şeyi yaşamak veya duymak herkesin hakkı değil çünkü aslında. Beni mutlu edecek şey karşımdakini yok edebilir ne de olsa.

 

Afilli bitiriş için saat çok geç…

 

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder
1 yorum yazilmistir

2008-06-20 00:17:01 - ...

Yazan: isimsiz
İçerimde bir bokluk var
Yıkıyorum,yıkıyorum,yıkılmıyor

Yüzümde bir maske var
Çekiyorum,çekiyorum,çıkmıyor

=))
Bağlanti :: ::

« Önceki - Sonraki »