İçe Vurum

İçe Vurum

Kendi kendime konuşmaktansa, sözüm meclisten dışarı demek istedim

Küşüm küşüm

Çarşamba, Mayıs 2, 2007

      Milletcek küsmeyi pek seviyoruz. pek çoğumuzun ergenlik sonrası hayatında bir iki ciddi küslük mevcuttur. Karşımıza çıkan engelleri bu yolla lehimize çevirmeye çalıştığımızı kimse inkar etmemeli. Kim bilir kaç kez sevgilimize, haksız olsak bile, cımbızla arayıp bize dokunan lafı bularak küsmüşüzdür. Kim bilir ne yanlış anlamalarımızdan sonra hayatı karşımızdakilere zindan etmişizdir. Biz bunu millet olarak seviyoruz. Bu huyumuzda var. Değişeceğimize de pek inanmıyorum açıkçası. Bu konu hakkında yeni bir terim duydum geçenlerde; ‘küşümlenmek’ diye. Aşırı alınganlık sonucu eziyet bir küsme metodu olarak yorumlayabiliriz bunu. Örneğin dedemizin tabağına geç yemek koyarız ve o kalkıp sofradan gider. Hatta abartıp paltosunu giyip “ben çıkıyorum!” diye bağırarak evden kaçabilir. Bu anlattığım çok karikatürize gelebilir size ama inanın hiç ama hiç abartmıyorum. Bu öyle uzaktan bakınca bize yabancı geliyor eminim. Oysaki aynısının farklı bir şeklini hepimiz birbirimize karşı yapıyoruz. Üstelik bu incecik çizginin farkına varmayanlara da ‘terbiyesiz’ damgasını yapıştırıveriyoruz. Son zamanlarda televizyonlardaki bu jüri odaklı yarışmalara bakmak durumunda kaldım ve orada fark ettiğim ilk şey birbirine küşümlenen insanlar oldu. Biri diğerine ‘vay efendim böyle şarkı mı söylenir!’ dediği anda yarışmacının gözü ya sinirden ya da üzüntüden dolu dolu oluyor ve program aniden reyting kaygısını tatmin edecek bir meydan muharebesi halini alıyor. Bir tarafta yarışmacı ve onun yandaşları, diğer tarafta ise jüri.

 

   Toplumumuzun kültürel değerlerinden / huylarından biri olan küşümlenme olgusunu ben de çevremde oldukça sık gözlemliyorum şu sıralar. Üzerinize afiyet deli gibi çalışmaktayım ve bu yüksek tempodan ötürü kafamı kaşıyacak vakit bulamıyorum. Çok şükür ki böyle ama bu tatlı yorgunluğumu atabileceğim sessiz sakin ve yalnız zamanım genelde pek kalmıyor. Dert etmiyorum elbette, ama ben kendimi tanıyorum, yalnız kalıp telefonum kapalı olmadıkça gerçekten dinlenemiyorum. İşim komiği bunu da kimseye izah edemiyorum. Aslında deniyorum, hatta anlatmaya çalışmaktan dilimde tüy bitiyor ama insanlara bu huyum çok anlamsız geliyor. Kimisi için dinlenmek eğlenmek ve sosyal ortamlarda bulunmak demek, kimisi için ise evde benim gibi tek başına keyif yapmak. Ama ikinci seçenek insanlara çok ters geliyor herhalde ki devamlı küşümlenilen taraf oluyorum. Birinin gönlü olsun derken diğerinin kalbini kırıyorum, kendime vakit ayırmaya kalksam herkesi kendime küstürüyorum. Yahu bu nasıl bir şeymiş? Ne yapsak küsüyorlar, ne yapsak kalpleri kırılıyor. Camdan daha ince duyguları inciniyor. Çaresini ben bulamadım ama işi kısa kesmenin yolunu galiba buldum. Eğer karşınızdaki size küsmüşse veya küşümlenmişse, ona haklı olduğunu söyleyin, gerekirse özür dileyin. Evet, bir süre sonra özrünüzün değeri kalmayabilir ama olsun, nasıl olsa insanların küsmelerinin de anlamı kalmayacak. Mutlu olmak haklı olmaktan daha önemli bence.

 

   Daha fazla anlatmak isterdim ama biraz çekinmeye başladım, insanlar bana küşümlenmesinler.

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder
1 yorum yazilmistir

2007-05-11 14:37:48 - Küşümlenmek

Yazan: isimsiz
Küşümlenmek Anadolu' da çok yaygın kullanılır aslında, insan insanın küşümlenicisidir!! diye bir değiş bile vardır dersem inanma..Ama küşümlenmenin de bir hiyerarşisi vardır. Büyüklerden küçüklere doğru yayılır. Söz gelimi komşu teyzenin elbisesini anneninkinden daha çok beyenmişsen, annen buna küşümlenip seni ertesi gün arkadaşlarının yanında odan ne kadar pis diye küçük düşürebilir. Sen bir türlü nedenini anlamamışsan cevabını küşümlenmeden bulmak zorundasın! Biz buna Hafif Narsistik Kişilik Bozukluğu- HNKB de diyebiliriz :))
Bağlanti :: ::

« Önceki - Sonraki »